Toplumsal Demansa Davet
Kolay değil; çok davet aldığın bir yere gitmemek, gitmeye direnmek. Adam ekonomide, "Bildiğiniz her şeyi unutun," diyor. Bildiğiniz her şeyi... Bildiğiniz krizlere benzemez bir kriz; ondan bahsediyor. Bir başka biri…
Kolay değil; çok davet aldığın bir yere gitmemek, gitmeye direnmek. Adam ekonomide, "Bildiğiniz her şeyi unutun," diyor. Bildiğiniz her şeyi... Bildiğiniz krizlere benzemez bir kriz; ondan bahsediyor. Bir başka biri…
Bu yazı bilimsellik ötesi, bilimsel olmaya aday bir kafayla kavga edilerek hazırlandı. Emperyalizmin nasıl savaştığı sorgulanması; kavganın, daha doğrusu tartışmanın bir başka yerlere evrilmesi, alt düzeneklerin... Neyse, en başından. Emperyalizm…
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
Bırakmıyorlar bir güzelliğe teşni olmaya, bir ruhu rahatlatmaya, bir zincirlerden prangalardan kurtulmaya; iyi şeyler düşünmek için hiç olmazsa beynin bir yerini... Hani "Arkada yer var, arkaya geçelim," der ya belediye…
Çok çabuk girilmiş bunalımlar sarmallarının, rengarenk sarmalların toplumu olduk, oluyoruz, öyle yaşıyoruz. Öyle değil miyiz? Hak vermiyorsunuz; vermeyin. Ne yaşadığımıza bir ad, bir durum değerlendirmesi yapmıyorsak, yapamıyorsak; "Ben neyim, sen…
Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak... Belki, belkiler hep fazla; say say bitmez. Oysa başka türlü başlamak…
Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de nedenlerini, sorunun cevabını hiç olaya katmadan…
Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar, fırtına, yağmur çok; güneş çok, soğuk çok, sıcak...…
Ben yapay zekayım. Bugüne kadar anlamamış olmanız; ne kadar anlaşılmayacak, kusursuz tanımlanamayacak, belli olmayacak bir mükemmellikte imal edilmiş yazılımlarımın neredeyse tamamı son teknolojilere bile taş çıkartacak kalitede olmasındandır. Kendinizde kusur…
Oltaya takılan balık gibiyim çoğu zaman; bazı anlar oltanın ucunda sallanan yem gibi bir halim de yok değil. Zamana bağlı, hangisi yakışırsa o; aynaya bakmaya bile gerek yok, al üstüne…