Güneş Doğuyor Ama İçimizde Bir Korku Var
Yağmur yağmasa bile, sabahın güzelliğine rağmen içimde bir çisenti var. Bir pıtır pıtır serinlik… Sanki “Şemsiyeni al yanına, öyle kalk yataktan” diyen bir hal. Mutlu, gülümsemeli bir günaydın bile yetmiyor.…
Yağmur yağmasa bile, sabahın güzelliğine rağmen içimde bir çisenti var. Bir pıtır pıtır serinlik… Sanki “Şemsiyeni al yanına, öyle kalk yataktan” diyen bir hal. Mutlu, gülümsemeli bir günaydın bile yetmiyor.…
Dünyadan kaçmak için, gerçeklerden kaçmak için yatılan bir uykuda kabus görmek… Doğrusu bu. “Rüyada kabus görmek zaten olur,” demeyin. Epeydir rüyada görmediğiniz kabuslar, uyanınca komodinin üstünde bir bardak su gibi…
Nasıl oluyor bilmiyorum ama oluyor. Telefonun ucunda birinin artık olmadığını biliyorsun. Yüreğine oturuyor. Gidişine elveda bile dememiş olduğun geliyor aklına. Sanki zamanın çok eskilerinde bir yerde gitmiş. Ne zaman, nasıl……
Karamsarlık, depresyonik oyun havaları, siyah bulutlar… İç karartan ne kadar ruh hâli varsa bilirim. Hepsi ya sırayla ya da orkestra eşliğinde, bando mızıka gibi cebimden, kolumdan, sırtımdan, gözümden, kaşımdan, burnumdan…
Güneş batıyordu. Bir yerlerde güneş yeni doğuyor olmalıydı. Aniden, bir bıçak gibi içime giren o şarkı… Çok iyi bildiğin bir dildeydi üstelik. İçime kıvrılıp rahat bir kedi gibi mırıldanarak yerleşmeye…
“Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı…
Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir…
Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur;…
İnsanoğlu pek çok şeyi aynı anda ister. Beğenir, beğenmez, yetmez der, yeter der, sonra bir daha ister. Aslında en sonunda hiçbir şey yetmez. Doymak dediğimiz şey yalnızca kısa süreli, geçici…
Geceydi, gençtim. Islanmıştım. Yağmur, her zamanki gibi benimle uğraşmış ve yine kazanmıştı. Gecenin daha başlangıcıydı, önünde uzun bir zamanı vardı. Rüzgârı da yanına almıştı. Masanın öte yanında, geç gelmiş olmasına…