Haziran’da Ölmek
Hamamönü'nün ara sokaklarında yürüyüp Tacettin Camii'nin kıyısından geçip bir sokak başı bir yerlerde oturup bir çay söylüyorum. Buralar şimdilerde çok güzel. Elimde bir roman. Yazılmış, okunmuş, kapatılmış, kitaplığın bir köşesine…
Hamamönü'nün ara sokaklarında yürüyüp Tacettin Camii'nin kıyısından geçip bir sokak başı bir yerlerde oturup bir çay söylüyorum. Buralar şimdilerde çok güzel. Elimde bir roman. Yazılmış, okunmuş, kapatılmış, kitaplığın bir köşesine…
“Dördüncü kat,” demişti arkadaşım .”Bir konuşayım istersen durumu kritik istemezse gitme lütfen.” Evetledim bu isteği soracak. Soruyor ben olmadan yanında haber veriyor sonrasında, “Çok istiyorsan git “diyor. “Göreceklerin canını çok…
Turne için konuşma yapacağız, akşam İstanbul'a gidip orada görüşelim her şeyi halledip öyle döneriz kararındayız. Trenle gitmeye karar veriyoruz yanımıza çok bir şeyler almamıza gerek yok. Gar da buluşuruz. Gar…
Yeniden başlamıştık, yoğun bir tempo. Evet vücutça çalışmıyorduk ama yinede bir yorgunluk. Her notanın, her kelimenin, her beyin kıvrımı kıvılcımının değerli olduğu zamanlardaydık. İçmiyoruz karar almışız aramızda içmiyoruz, içersek bitecek…
“Gidip yatalım çocuklar sabah olmak üzere” Ayağa kalktı sonra yere koyduğu gitarını aldı yerden söylediğini yapma niyetini de bayağı ortaya koyarak. “Bu gece için bu kadar yeter, yoğunduk. Yorulduk.” Kalktı…
- Sabah olmuş geceyi bitirmiştim. Sabaha kadar gözüme uyku girmemişti. Nasıl ağlamıştım. Bilmeliydim olmayacaktım artık onun yanında. Artık onun için yoktum. Anlatacak o kadar çok bir şeyim de yoktu. Bir…
- Bir yaz geliyordu. Ağustos böceklerinin bu kadar beklediklerini bilmiyordum. Hani yaz tatili zordu görüşmek, gidilecek, görülecek yerler vardı. Yaz vardı. Yaşanmamış ama çok duyulmuş yaz aşkları vardı yazda. Ağustos…
-Hanımeli kokuyordu bu sokak, kokar mıydı hep böyle? Deniz kokusu da geliyor burnuna, deniz mi nerede? Bu şehirde hep deniz kokusu duyardı ama bu şehrin denizi yoktu, Ama her nasılsa…
Evin anahtarını bulmak için elindekileri yere bıraktı. Çantasının en dibine atmış olmalıydı. Elini en dibine kadar soktu, karıştırdı yok eline gelmedi. Daha bir telaşlandı. Bir tarafını kaldırdı çantanın, öte tarafını…
Sabahın tadı damağımda kaldı. Yağmur başlamıştı, gök gürlüyordu uyandım. Bir şarkı takılmıştı kafama geceden söylüyordum… Telefonda sabahı anlatıyordu. Daha giyinmemişti, üstüne bir şeyler giymemişti. Çayını yudumluyordu yağmuru dinliyordu, seyrediyordu telefon…