Oldu mu?
Sokağın bir köşesinde eskiden dururdu birileri kar yağmur çamur hep oralarda hep birileri yanan bir ateş vardı sönecek bir ışık bir aralanacak perde bakacak meraklı bir göz orada mı? Olmaz…
Sokağın bir köşesinde eskiden dururdu birileri kar yağmur çamur hep oralarda hep birileri yanan bir ateş vardı sönecek bir ışık bir aralanacak perde bakacak meraklı bir göz orada mı? Olmaz…
Dolu dolu kocaman kalbi yerinden fırttarttıran duygular şimdilerde öylesi yok. Yaşanmıyor gibi yaşansa edebiyata internete hikayelere düşer düşmüyor. Romanlarda bile birkaç paragraf sonrası eller parmaklar dudaklar ya anlatılamıyor ya olmuyor…
Alangirikli konulara girmem girmeyi sevmem. Sevilmez konuşulmaz olsa iyidir. Fısıltıyla dedikodu şekliyle daha güzel mi olur onu bilemem reytingi yüksek oluyor öyle olunca onu bilirim. Seni ne çok doktorlar mühendisler…
Orada ta çok uzakta bir yerlerde bir zamanlarda mı öyle bir yerlerde. Dostların düşman, düşmanların dost olduğu herkesin daha dost düşman olmadığı. Pişmeye az kalmışken daha yıkılmalar yakılmalar şişmeler haşlanmalar…
Ben bardağımı tanırım dedi çay konulacaktı tanırım dedi. Çayı koydu geldi. Tanıyayım diye dibinde çay bırakırım dedi tanırım. Zekiydi. Böyle bir zeka. Sonrasında aynı zeka binlerce. Böyle zekalar. Yarıya yakın…
Hırçın uzlaşmacı hiç olmayan tartışmacı alaycı alabildiğince. Sonra vazgeçti. Başka bir insan olduğunu denizin kıyısında akşam güneşi anlamadı. Öyle kaldılar değiştiğini anlamadılar. Battılar anlamadan yüzlerce kez. Ne batmak istediğine ne…
Bütünüyle her şeyiyle kusursuz güzel bütünüyle kusursuz olan şeyler yaşantılar hayatlar şekiller mükemmeller. Yok hiçbir şey kusursuz olamaz olmaması lazım kusursuzluğun olmaması lazım. Burada inancı olanların bildiği gibi kusursuz olduğunu…
Soğuk ve üşüyor olmak. Bir koyna girmek ılık üşünmez bir sıcaklığı olan sığınılan bir eş bir ölüm belki bir düş hangisi olursa ondan. Sonbahar gelince bahar çok çabuk kışa dönünce…
Sabır taşı olmuşluğu vardı anlaşılmamıştı taş gibi kalakaldı öyle anlaşılmıştı rastlanır rastlantıdadır her şey öyle anlaşılır. Yıllar vardır bilmem denir. Zamanların yer değiştirmesi değişmese her şey iyi gidecek olmuyor zamanlar…
Her şey güzel olacak. Öyle bir çirkinlikte öyle şekilsiz belli alaycı belli aşağılayıcı bir tavırla sesle inanmasanız daha iyi nasıl olsa der gibi. Avazı çıktığı kadar aşağılayınca yükselir gibi o…