9 Temmuz 2016
“Bu arada şunu söylememe izin verin. Hiç kimseyi bağışlamıyorum” Samuel Beckett. Bağışlamak. İnsanın yapması mı yapmaması gereken mi? Bağışlanacak şey yapmak kime bağışlanacak söylemek istemeden söylemek mi? Söylemek istediğini söyleyememek…
8 Temmuz 2016
Duygusala bağlamışız hayatı. Gidiyor. Duyguları ince ince iplik iplik hepsinin yollandığı tadına bakıldığı sayıldığı kırıkların zedelenenlerin tamir edildiği zamanlar onca! İçinde bir serinlik arasıra. Bir rüzgar, bir fısıltılı yel. İçlerinde…
7 Temmuz 2016
Hafifçe kızartın galeta ununu… Binlerce kere aynı kelimelerle aynı yemekleri lezzeti hiç aynı olmayan bunun yağı mı farklı bunun tuzu. Günde öyle. Hep aynı. Özlemli uykulu sevinçli hüzzam kaçmış içine…
5 Temmuz 2016
Kırmızıyı maviye bağlayan geceydi. İstenen hiçbir şeyin istenildiği gibi olmadığı yaşanan hiçbir şeyin yaşanılası yaşanmadığı altın madeni muhasebesi gibi gram gram dakikaların sayılıp saniyelerin geçmediği berbat bir gece. Kolu yakalanmıştı…
4 Temmuz 2016
Yatıp kanepeye uzanıp taa eskilere en eskilere çocukluğa dönmek anlatmak anlatmak, anlatmak. Kolay. Çok kolay. Yaraları göstermeden fayların üstünden hop atlayarak bu tarafa bak oraya bakma anlatmaları, anlatmak anlatmalık olan…
28 Haziran 2016
Bilirsiniz, bilmezseniz de ben söyleyivereyim. Sıcaklarla aram düşünemeyeceğiniz kadar bir hoştur. Sıcaklar kafatasımın içinde olduğunu varsaydığım organımın eriyip labne peynirin en kolay sürüleninden bir şekle bürünmesine sebeb olur. Ağır hasarlı…
27 Haziran 2016
Aman Tanrım. Vay canına. Bu kelimeleri cümleleri ne kadar sık duyduğumuzu düşünün. Ne kadar çok. Dolmuşta, otobüste, sokakta yürürken yanımızdaki masadan gelen seslerde. Hayır hiçbirinde duymazsınız. Teksas, Tommiks benzeri bir…
26 Haziran 2016
Mahalle baskısından kim ne der? Kafana takıldıysa her hayatı onlar için yaşıyorsan aman şu ne derler de kaldıysan hayatın onlarındır. Aman efendim seni düşünüyorlarmış yalan. Yemin etmeyi sevmem billahi yalan.…
24 Haziran 2016
Bütün yaşananlar hep bir başka hiç yok olmayacak hiç gitmeyecek gibi olanların bir önceki gibi birden toptan gidişidir. Onca kabadayılığı bir son nefes bir küçük çırpınış bir soluksuzluk ben gelmiyorum…
23 Haziran 2016
Tarafımdan sabaha kadar dinlendi içinde keder ve yalnızlık olan bütün bir şarkı. Şarkının adı önemli değil içinde zaten sende yoksun. Zamanın bir yerinde düştün mü? Kaçtın mı? Sıkılıp kalkıp gittin…