Başka Bir Yerden Bakmak
Aya haber sal çıksın bu gece. Nereden baktığınız çok değerlidir. Yol üstüne pike yapan kuşun kasklı motosikletliye kafadan çarpması sonrasında kasklı motosikletli sersemleyip içi geçen kuşu avucuna alıp evine getirip…
Aya haber sal çıksın bu gece. Nereden baktığınız çok değerlidir. Yol üstüne pike yapan kuşun kasklı motosikletliye kafadan çarpması sonrasında kasklı motosikletli sersemleyip içi geçen kuşu avucuna alıp evine getirip…
Yürek dayanması güç günler bunlar çok iyi biliyorum yüreğim dayanmıyor. Dayanmayınca dayanacak yer kalmayınca bulamayınca yürek kendi başına bir şeyler yapmaya kalkıyor. Bir şeyler çıkıveriyor ortaya. Onca kötü şey. Bugün…
Dünyanın bir başka yerinde burada gece yarısı sen şarkı söylüyorsun “Atlı Karınca”. Bir yemek yerken çorba karıştırırken sen şarkı söylüyorsun çorbayı hiç sevmem aklına ben gelmiş olamam bu küçücük dünyanın…
“Zaten uçurumun kenarında olan birine ilk adımı o atsın” denilemez. Nazım “İnsan ölçeğini bile bile nasıl yaşar? Ya çıldırır ya ölçeğini unutur” der. Yaşananlara ağla, ağladık boş ver. Yaşanmamışlıklara ayrı…
Kim bilir kaçıncı bininci saatiydi gecenin artık hiç sesinin kalmadığı zamanlarda tamam bu o diye gece sesiyle yüreğinin hoplayışı. “Beklemek Cehennemdir” demişti Shakespeare. Gelmeyecek olanı beklemek taa cehennemin dibimi? “Git…
Bir özlenmiş bahar yürekte dışarısı hala kış. Söylenmemiş çoşkular bayramlar özlemi artık yoklar. Tam göğüsün ortasında o bilindik yerde yoklukların yerinde bir acı yoklara yokluklara inat. Sonu ne biliniyor. O…
Bu son olacak demeden yaşanan sonlar akılda öyle kalacak. İstemesek de hiç istemesek de öyle. Bir son resim son olduğunu bilmediğimiz sonraları başkası olmayan kolların dolanmış boyuna. Bir mehtap kalacak…
Koşar adım gittiği yerden yine koşar adım, koşarak kaçarak dönüyordu. Hayat işte böyle bir şeydi. Yatağın en kuytu, en sıcak, en esintisiz yerine der top olup yorganı başına çekip hayatın…
Bir dolu hüzünden sonra bir avuç değil bir sırt yükü yokuşa sarmış bir hamal nasıl taşınır aklın sığmaz öyle kocaman ağır mı ağır terleten hüzün denilen. O kadar çok değişen…
Bir telaş. Bir çökmüşlük. Bir yokluk. Gecenin ışıklarının hepsi ele geçirilmiş. Yok edilmiş bir hayat. Köhne bir hücrenin demir parmaklık ardına hapsedilmiş bir yürek. Hepsi bir. Bir tek. Tek. Yaşanmamışlık,…