Yine mi Öldün Çocuk?
Yine mi öldün çocuk? Çocuk dediğime bakma. Genç, kadın her nerede nasıl bir şekilde bir şeylere dur diyen bir şeyler de ezilen varsa sen. Perçemlerinde bir rüzgar gözünde bir ışıltı.…
Yine mi öldün çocuk? Çocuk dediğime bakma. Genç, kadın her nerede nasıl bir şekilde bir şeylere dur diyen bir şeyler de ezilen varsa sen. Perçemlerinde bir rüzgar gözünde bir ışıltı.…
“Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir”. Tezer Özlü. Tam da bunun için okunur, yazılır. Bir de cam…
Alıp götürülmemişlerimle kalmak. Hep böyle hissetmek. Koltuğa kurulamamak hep ne kadar küçük ne kadar büyük olursa olsun uzanıp yatıvermen. Diz dize aynı yatakta geçirilen geceler arada ışık yılı mesafeler dokunmacasına…
Başına geleni başından geçeni anlatıyordu. - “Göğsümde bir ağrı ter bastı. Bizim mahalledeyiz. Az çok bilirler bizi. Oturtular. Su verdiler filan gittik hastaneye. Aynı gün üç kişi daha kalp krizi…
Demir yolu rayları gibi birbirine yakın birbirisiz olmayan birbirine değmeyen. Hiç bir şeyi olduğu bırakmayız kalmaz. İnsanın iki çizgisi hem ruhsal hem fiziksel olarak başlangıcı ağız ve beyin bitişi kuyruk…
Elinde cetvel suratında bir ciddilik, cetvel değil hadi tartı yaylı yayları biraz paslı eski püskü güvenilmezi bol olanından insanlığı ölçüyor. Onu seni beni hem de acıta acıta ne diyorsa üstelik…
Bir ağırlığı taşıdığını, yıllar sonra koca yılları devirdikten sonra fark ediverirsin. Akıl mantık fikirlerle nasıl baş edebilir? Sırtında bir küfe hem de ağır belini büken cinsinden. Rüyalarında, kıyıda köşede kaçtığın…
Ne güzeldi her şey. Tadındaydı belki de biraz fazla şekerli. Gözleri kapatmaya gerek yok yaşananın adı rüya, düş. Satırların arasına, notaların arasına saklanmış şimdilerde aranıp bulunanından değil, mutluluğun ateşte unutulmuş…
Piyanonun başında şarkı söyler. Bir salon dolusu insanın önünde. Romantik Radio Paris’te şu anda çalmakta olan şarkıyı. Çocuk binanın üst katlarından birinde bir odada bu şarkıyı duyar. Söyleyenin sesini de…
Bir an gelir özlediğini hissedersin. Özlenmediğini bile bile. Yakada unutulmuş bir toplu iğnenin batışı gibi acıtmayla. Fırtına dışarıyı savurur, sen daha özlediğini. Dışarı çıksan gitsen bir yerde seni bekler bulacasın…