Türünün Sonuydu
Elleri kelepçeli yüreğine bağlanmış şekilde görüldü son kez. Türünün sonuydu. Baharın taze ekmek köşesi gibi dokunulmazlığını en tatlı yerini koparıp almaktı suçu. Bütün baharlardan kovulmaları ondan kabul edilmiş kaderler sırta…
Elleri kelepçeli yüreğine bağlanmış şekilde görüldü son kez. Türünün sonuydu. Baharın taze ekmek köşesi gibi dokunulmazlığını en tatlı yerini koparıp almaktı suçu. Bütün baharlardan kovulmaları ondan kabul edilmiş kaderler sırta…
Kumla sonradan doldurulmuş marinanın yanına yapılmış plajda neredeyse tek başına. Okyanus batı rüzgarının marinanın her ne kadar keserse yine de ensede serin rüzgar. Sabah güneşini özlemişti. Hep bir yalıyarın üstünden…
Hayatın bu kadar kalleş olabileceği, çocukluğun gençliğin kötüyü öğrenmekle geçeceği son yarısında gırtlağını yakarcasına söylenen ağıtlar, fadolar dokununca yakan öğretilemezdi öğrendin. Kötülük tatil kentinde sarhoşlukla ayıklık uyku sersemliği, mide bulantısı…
Masadan kalktığında zaferi kesin kazanmıştı. Kendini dinledi biraz. Kazanmıştı, kazanmış hissetmiyordu. Hem de hiç. Boynu bükük, ezik, hele içinde bir kazanmışlık hissi yok. Masaya oturmadan önce dudağında bir gülümseme, bir…
Bana 1 üzüm tanesi verir misiniz? Sorunca, böyle sorunca bir anda kafanızı kaldırıp nasıl da dik dik bakarsınız? Belki de biraz alaycı kafayı yemiş bakışı. Matematikle kafa arızası yapmış biraz…
Kuşlar, böcekler, sinekler, sümüklü böcekler, örümcekler, maymunlar, yılanlar hepsi oynaşır sevişir. Doğa sevişir. Doğada sevişmek vardır. Doğaldır. Önünde nasıl denir dans etmek kendini beğendirmek vardır. Aşık olmak yoktur. Hiç doğal…
Hava sıcak gölge bir yere, nefes alınacak bir yere oturuyor. Öyle betona. Kitabın satır aralarında bile olsa. Sıcak bunaltıyor. Endaamede’yi tanır mısınız? Adı öyle yazılmıyor, böyle okunmuyor bile olması muhtemel.…
Kapıyı araladı baktı kendi orada mı? Var mı? Ne o ne ona benzeyen benzetebildiği. Benzemiyor. Gözün gördüğü nedir? Baktığın gördüğün ne ise o. Değil. Sen ne görüyorsan? Ne yansıyorsa hadi…
Bilemem ölmüş müdür? Sağ mıdır? Duyuları gözleri bakmayan olmuş mudur? Nereye koymuştur gidince giderken onca şeyi? Aklında kalmış mıdır? Unuttukları nereye konur insanın? Renkleri öylece kalır mı? Yoksa daha gitmeden…
Gözlerine bakmalıydı. Bakamazdı. Gözleri yoktu. Hiç olmamıştı. Gözleri vardı. İçine ruh kaçmamıştı. Görüyordu ihtiyar bir adamın dediği gibi bakmıyordu. İçindeydi. O yüzden o hikaye ne bilmiyordu. Mahallenin uzun oğlanına aşık…